Genel

7 Kez Arızalanan Araç, Geç Gelen Adalet

TRT’nin haber kanalında yayımlanan ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin verdiği karar, tüketici hakları adına son derece önemli bir emsal niteliği taşıyor. Yargıtay, 7 kez motor arızası veren bir otomobili “gizli ayıplı” sayarak aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine hükmetti.

Tüketicimiz Ankara’da yaşıyor. 2021 yılında bayiden sıfır kilometre bir otomobil satın alıyor. Ancak araç, satın alındıktan kısa bir süre sonra sorun çıkarmaya başlıyor. 10 ay içinde tam 7 kez “motor arızası” şikâyetiyle yetkili servise götürülüyor. Yapılan kontrollerde arıza bir türlü giderilemiyor, sorun kalıcı biçimde çözülemiyor.

Bunun üzerine tüketicimiz, haklı olarak, ayıpsız ve sorunsuz bir araçla değişim talep ediyor. Ancak bayi bu talebi kabul etmiyor.

Tüketici de çareyi yargı yoluna başvurmakta buluyor ve Ankara 8. Tüketici Mahkemesi’nde aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi talebiyle dava açıyor.

Dava dilekçesindeki ifadeler ise yaşanan mağduriyetin boyutunu açıkça ortaya koyuyor: “Seyir halindeyken aniden araç içi elektriği kesiliyor ve motor duruyor. Aracın yeniden çalıştırılabilmesi için kontak anahtarının kapatılıp açılması gerekiyor. Bu durum benim açımdan katlanılabilir olmaktan çıktı.”

Davalı firmanın savunması ise adeta evlere şenlik. Şirket, arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını ileri sürerek davanın reddini istiyor.

Oysa dosya kapsamında alınan iki ayrı bilirkişi raporunda, arızanın imalat kaynaklı olduğu açık ve net bir dille ortaya konuyor. Mahkeme de bu raporlar doğrultusunda tüketici lehine karar vererek aracın değiştirilmesine hükmediyor.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onuyor. Dahası, Yargıtay kararında son derece kritik bir tespit yer alıyor: Söz konusu arızanın tekrar etmesi durumunda hem davacının hem de kamunun can ve mal güvenliğinin tehlikeye düşebileceği açıkça belirtiliyor.

2026 yılının ilk günlerini yaşadığımız bu günlerde, 2021’den bu yana hukuk mücadelesi veren tüketicimizi öncelikle yürekten tebrik ediyorum. Ancak insanın aklından çıkmayan sorular var.

Bu süreçte, eğer söz konusu arıza nedeniyle bir kaza meydana gelmiş olsaydı, bunun vebali kimin üzerinde olacaktı? Olası bir can kaybının ya da ağır bir yaralanmanın sorumluluğunu otomobil firması nasıl taşıyacaktı?

Bugüne kadar araç arızaları nedeniyle kaza yapan, maddi ve manevi kayıplar yaşayan tüketicilerimizin zararlarını kimin telafi edeceği ise hâlâ belirsiz.

Üzülmemiz gereken şey, yargılamanın yıllarca sürmesi mi? Yoksa firmanın bu süre boyunca sergilediği umursamaz tutum mu? Sorular çok, cevaplar yetersiz. Orhan Gazi’nin meşhur sözüyle bitirelim: “Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür.”

Son Haberler

Telefon fiyatlarına rekor zam yolda!

Küresel çip ve helyum tedarikindeki krizler, akıllı telefonların üretim maliyetlerini artırarak fiyatlarda önemli artışlara yol…

2 hafta ago

Uzmanlar, sosyal medya fenomenleri ve e-ticaret platformlarındaki yönlendirici unsurların, tüketiciye yol gösteren araçlar gibi görünse…

2 hafta ago

Hantavirüs görülen gemiden tahliyeler başladı

MV Hondius adlı gemide tespit edilen hantavirüs vakaları nedeniyle İspanya’nın Tenerife kentinde geniş çaplı tahliye…

3 hafta ago

Kurban Bayramı tatili 9 gün oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından Kurban Bayramı tatil süresine ilişkin merak edilen açıklamayı…

3 hafta ago

Bayram Öncesi Çifte Tehlike: Sahte Bağış Siteleri ve Sanal Kumar

Kurban Bayramı yaklaşıyor. İbadetlerini yerine getirmek isteyen vatandaşların telaşı da başladı. Dini bir vecibeyi yerine…

4 hafta ago

ABD firkateynine 2 İran füzesi isabet etti iddiası

İran basınında, Hürmüz Boğazı yakınlarında ABD donanmasına ait bir geminin uyarılara uymadığı gerekçesiyle iki füzeyle…

4 hafta ago