Ramazan fırsatçıları ifşa edilsin
Rahmetli anneciğim “Ramazan bereketiyle gelir oğlum” derdi. Aslında bu söz toplumun ortak hafızasında yer etmiş bir hakikati anlatıyor. Gerçekten de Ramazan, manevi iklimiyle kalpleri yumuşatıp, paylaşma ve dayanışma duygularını güçlendiriyor. Ancak ne yazık ki bu mübarek ayın gölgesinde dahi fırsatçılık yapanlar var.
Tüketici Birliği Federasyonu’nun market endeksine göre Ramazan kolisinde yer alan temel ürünlerin 1–15 Şubat 2026 tarihleri arasında yalnızca 15 gün içinde %3,03 oranında artması, “kaşla göz arasında” yapılan zamların en somut göstergesi. Üstelik bu süreçte enerji, asgari ücret ya da benzeri temel maliyet kalemlerinde kayda değer bir artış yokken… Artık gerçekten “el insaf” deme noktasındayız.
Market endeksinin detaylarına bakıldığında özellikle ayçiçek yağı, çay ve beyaz et gibi ramazan kolilerinin vazgeçilmez kalemlerinde artış dikkat çekiyor. Bu ürünler yalnızca evlerin mutfağı için değil, aynı zamanda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan yardım kolilerinin de temelini oluşturuyor.
Yani yapılan artış doğrudan hayır hasenatı da etkiliyor. Bir anlamda “yardım etmeyi” bile zorlaştıran bir tablo ile karşı karşıyayız.
Öte yandan perakende sektörü temsilcileri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak hediye çeklerinde ve temel gıdalarda özel indirim ve kampanyalar uygulayacaklarını ifade ediyor. Buradan açık bir çağrıda bulunmak elzem oldu: Eğer sektör temsilcilerinde zerre samimiyet varsa, son 15 gün içinde yapılan bu fahiş artışları geri çekerek iyi niyetini göstermelidir.
Artık tüketiciler olarak her fiyat artışının arkasına sığınılan “maliyet arttı” gerekçelerine sorgusuz sualsiz inanmıyoruz.
Bu vesileyle Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nu göreve davet etmek istiyorum. Ramazan ayını fırsat bilerek kimlerin fahiş fiyat artışına gittiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Şeffaflık, hem piyasayı disipline eder hem de tüketicinin bilinçli tercih yapmasını sağlar. Bizler de alışverişlerimizi buna göre şekillendiririz.
Benzer bir mücadele örneği bugün Avustralya’da yaşanıyor. Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu (ACCC), bir süpermarket zincirinin ürün fiyatlarını önce yükseltip ardından indirim yapmış gibi göstererek tüketiciyi yanılttığı iddiasıyla dava açtı. Bu, ülke tarihinin en büyük tüketici davalarından biri olarak görülüyor. Peki benzer bir dava neden ülkemizde açılmasın?
Tüketici örgütlerine de buradan çağrıda bulunuyorum: Gerekçesi ortaya konulamayan bu fiyat artışlarına karşı hukuki süreç başlatılmalıdır. Belki de caydırıcı olan tam da budur. Mahkeme önünde hesap verme ihtimali, fırsatçılığın önündeki en güçlü set olabilir.
Ramazan bereket ayıdır. Bereket, fırsatçılıkla değil; paylaşmakla, adaletle ve vicdanla çoğalır. Eğer piyasada adalet sağlanmazsa, tüketicinin güveni zedelenir. Güven kaybı ise telafisi en zor ekonomik yaradır.
bilgi(@)omerkeser.com.tr