Genel

En Büyük Kim?

Benimle aynı yaşlarda olan okurlarımız bu satırları okurken hemen hatırlayacaktır. Sezen Aksu’nun 90’lı yıllarda seslendirdiği Hadi Bakalım şarkısı, yediden yetmişe herkesin diline dolanmıştı. Öyle ki statlarda, hatta seçim meydanlarında bile hep birlikte söylenirdi.

Şarkının nakaratında geçen “En büyük kim?” sorusu, hâlâ kulaklarımızda çınlar.

Geçtiğimiz günlerde Enpara’nın reklamını izlerken, aklıma istemsizce bu sözler geldi. Reklamda oldukça iddialı bir ifade dikkat çekiyor:

“Türkiye’nin en çok tavsiye edilen bankasıyız. Biz en’lerin bankasıyız…”

Bir firma, kendisini nasıl bu kadar net ve güçlü ifadelerle “en”lerin zirvesine yerleştirebilir?

Baştan çok net ifade edeyim: Amacım bir reklamın tanıtımını yapmak değil. Aksine, doğruluğuna inandığımız düşünceleri sizlerle paylaşmak.

Konuyu değerlendirirken, Reklam Kurulu eski üyesi ve Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Av. Bülent Deniz’in hukuk bilgisi ve tecrübesi, meseleye daha objektif bakmamıza büyük katkı sağladı.

Bilindiği üzere yürürlükte bulunan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketiciyi aldatıcı ya da bilgi eksikliğini istismar eden reklamları açıkça yasaklamaktadır. Aynı zamanda kanun, reklam verenlerin iddialarını ispat etmekle yükümlü olduğunu da net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Yani hiçbir marka, keyfi olarak “Türkiye’nin en büyüğüyüm” diyemez.

Bu noktada denetim mekanizması devreye girer. Reklam Kurulu, reklamların mevzuata uygun olup olmadığını inceler ve kararlarını kamuoyuyla paylaşır.

Ayrıca Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’ne göre; reklamlarda yer alan iddiaların bilimsel olarak geçerli bilgi ve belgelerle desteklenmesi zorunludur. Gerektiğinde üniversitelerden veya bağımsız araştırma kuruluşlarından alınan veriler talep edilir.

Söz konusu reklam incelendiğinde, iddianın dayanağının “bağımsız pazar araştırma şirketi FutureBright tarafından yapılan çalışma” olduğu görülüyor.

Bu durumda, eğer veri gerçekten bağımsız ve akredite bir araştırmaya dayanıyorsa, reklamın hukuki açıdan sorun teşkil etmediğini söylemek mümkündür.

Kısacası; reklamın tarzı tartışılabilir, hatta herkes tarafından beğenilmeyebilir. Ancak mevcut bilgiler ışığında, hukuka aykırı bir durumdan söz etmek kolay değildir.

Yine de akıllarda bir soru kalıyor:

Bir araştırma şirketinin belirli bir tarih aralığında yaptığı ölçüm sonucunda “en” seçilen bir marka, sonraki araştırmalarda bu unvanı kaybederse ne olacak? Buna rağmen aynı reklam yayında kalmaya devam ederse, bu durum nasıl değerlendirilecek?

Bu sorunun cevabını ise, eğer müracaat olursa sanırım Reklam Kurulu verecektir.

bilgi(@)omerkeser.com.tr

Son Haberler

DOA’ya yoğun ilgi: 2 günde 4,5 milyon ambalaj toplandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Depozito İade Sistemi'ne (DOA) vatandaşların yoğun ilgi…

6 gün ago

Reklamlara Yapay Zekâ Ayarı

Uzun bir süredir yapay zekâya dair birkaç satır yazmak istiyordum. Kısmet bugüneymiş. Baş döndürücü teknolojik…

6 gün ago

Türkiye’nin en uzun ve en hızlı metro hattı açıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açılışını gerçekleştireceği Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı'nın Halkalı-Arnavutköy kesiminde incelemelerde bulundu. Hattın…

3 hafta ago

Nasihat Devri Bitti…

Geçtiğimiz hafta, Dünya Kupası'nın başlaması dışında en önemli gündem maddelerinden biri, beyaz et sektörüne yönelik…

3 hafta ago

ABD ile İran Anlaşmaya Vardı

ABD ile İran arasında yürütülen müzakereler anlaşmayla sonuçlandı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, tarafların barış anlaşmasına…

3 hafta ago

Sahte Servis Tuzağına Dikkat!

Yaz gelince tamir ve tadilat işleri başlıyor. Elimizden geldiğince kendimiz işleri kotarmaya çalışıyoruz. İşler boyumuzu…

4 hafta ago