Dolar 43,3892
Euro 51,5296
Altın 7.080,43
BİST 12.992,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
17°C
Hafif Yağmurlu
Sal 15°C
Çar 14°C
Per 15°C
Cum 13°C

7 Kez Arızalanan Araç, Geç Gelen Adalet

7 Kez Arızalanan Araç, Geç Gelen Adalet
7 Ocak 2026 16:54
114
A+
A-

TRT’nin haber kanalında yayımlanan ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin verdiği karar, tüketici hakları adına son derece önemli bir emsal niteliği taşıyor. Yargıtay, 7 kez motor arızası veren bir otomobili “gizli ayıplı” sayarak aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine hükmetti.

Tüketicimiz Ankara’da yaşıyor. 2021 yılında bayiden sıfır kilometre bir otomobil satın alıyor. Ancak araç, satın alındıktan kısa bir süre sonra sorun çıkarmaya başlıyor. 10 ay içinde tam 7 kez “motor arızası” şikâyetiyle yetkili servise götürülüyor. Yapılan kontrollerde arıza bir türlü giderilemiyor, sorun kalıcı biçimde çözülemiyor.

Bunun üzerine tüketicimiz, haklı olarak, ayıpsız ve sorunsuz bir araçla değişim talep ediyor. Ancak bayi bu talebi kabul etmiyor.

Tüketici de çareyi yargı yoluna başvurmakta buluyor ve Ankara 8. Tüketici Mahkemesi’nde aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi talebiyle dava açıyor.

Dava dilekçesindeki ifadeler ise yaşanan mağduriyetin boyutunu açıkça ortaya koyuyor: “Seyir halindeyken aniden araç içi elektriği kesiliyor ve motor duruyor. Aracın yeniden çalıştırılabilmesi için kontak anahtarının kapatılıp açılması gerekiyor. Bu durum benim açımdan katlanılabilir olmaktan çıktı.”

Davalı firmanın savunması ise adeta evlere şenlik. Şirket, arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını ileri sürerek davanın reddini istiyor.

Oysa dosya kapsamında alınan iki ayrı bilirkişi raporunda, arızanın imalat kaynaklı olduğu açık ve net bir dille ortaya konuyor. Mahkeme de bu raporlar doğrultusunda tüketici lehine karar vererek aracın değiştirilmesine hükmediyor.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onuyor. Dahası, Yargıtay kararında son derece kritik bir tespit yer alıyor: Söz konusu arızanın tekrar etmesi durumunda hem davacının hem de kamunun can ve mal güvenliğinin tehlikeye düşebileceği açıkça belirtiliyor.

2026 yılının ilk günlerini yaşadığımız bu günlerde, 2021’den bu yana hukuk mücadelesi veren tüketicimizi öncelikle yürekten tebrik ediyorum. Ancak insanın aklından çıkmayan sorular var.

Bu süreçte, eğer söz konusu arıza nedeniyle bir kaza meydana gelmiş olsaydı, bunun vebali kimin üzerinde olacaktı? Olası bir can kaybının ya da ağır bir yaralanmanın sorumluluğunu otomobil firması nasıl taşıyacaktı?

Bugüne kadar araç arızaları nedeniyle kaza yapan, maddi ve manevi kayıplar yaşayan tüketicilerimizin zararlarını kimin telafi edeceği ise hâlâ belirsiz.

Üzülmemiz gereken şey, yargılamanın yıllarca sürmesi mi? Yoksa firmanın bu süre boyunca sergilediği umursamaz tutum mu? Sorular çok, cevaplar yetersiz. Orhan Gazi’nin meşhur sözüyle bitirelim: “Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.