Dolar 43,9642
Euro 51,3223
Altın 7.513,41
BİST 13.346,43
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu
İstanbul
11°C
Çok Bulutlu
Çar 13°C
Per 12°C
Cum 12°C
Cts 10°C

Ambalaj Üzerinde Satış Fiyatı Olmalı

Ambalaj Üzerinde Satış Fiyatı Olmalı
3 Mart 2026 13:12
17
A+
A-

Markete giriyorsunuz…

Aynı marka, aynı gramaj, aynı fabrikada üretilmiş iki ürün. Biri bir rafta, diğeri başka bir markette. Fiyatlar ise adeta iki farklı dünyaya ait. Aradaki fark bazen birkaç lira değil; yüzde 20’leri, 30’ları bulan uçurumlar. Peki çözüm ne? Tüketici market market dolaşmak zorunda mı? Saatlerini internet uygulamalarında fiyat karşılaştırarak mı geçirmeli?

Alışveriş yapmak, adeta stratejik planlama gerektiren bir operasyona dönüştü. Serbest piyasa ekonomisi elbette fiyat farklılıklarına izin veriyor. Ancak serbestlik; başıboşluk demekte değil. Aynı yerden çıkan, maliyet yapısı büyük ölçüde benzer olan ürünlerde kısa süre içinde ortaya çıkan açıklaması zor fiyat artışları, “rekabet” kavramıyla izah etmek zor.

Hele ki Ramazan ayı gibi manevi duyguların yoğunlaştığı dönemlerde, kayda değer bir maliyet artışı olmamasına rağmen başta gıda ürünleri olmak üzere iğneden ipliğe zam yapılması, kamu vicdanını yaralamakta. Ramazan bereketi bekleyen tüketici, etiket sürprizi ile karşılaşıyor.

Geçmişte ambalajların üzerinde “Tavsiye Edilen Satış Fiyatı” ibaresini görürdük. Ürünü hangi marketten alırsanız alın, fiyat üç aşağı beş yukarı aynı olurdu. Bugün bu uygulama bazı markalarca sürdürülse de yasal bir zorunluluk değil. İşte boşluk tam da burada oluşuyor.

Mevzuatımız, ürünün etiketinde fiyat açıkça gösterildiği sürece serbest piyasa işleyişine doğrudan müdahale etmiyor. Öte yandan Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu denetimler yapıyor ve gerektiğinde idari para cezaları uyguluyor.

Ancak sorun şu; Fahiş fiyat uygulayan firmalar kamuoyuna açık biçimde ilan edilmediği sürece, tüketici aynı markayla tekrar karşı karşıya kalıyor. Yaptırım var; fakat tüketiciye yansıyan güven duygusu zayıf.

Belki de çözüm, Etiket Yönetmeliği’nde yapılacak bir düzenleme ile ambalaj üzerine tavsiye edilen satış fiyatının zorunlu hale getirilmesidir.

Böyle bir uygulama; aşırı kâr marjlarını görünür kılacağı gibi marketler arasındaki fahiş fiyat makasını daraltacaktır. Yine etiket manipülasyonlarının önüne geçecek ve denetimi kolaylaştıracak. En önemlisi tüketiciye güven verecek.

Unutmayalım; tüketicinin bilinçli olması tek başına yeterli değildir. Güçlü mevzuat, etkin denetim ve şeffaf yaptırım olmadan piyasa kendi kendini disipline edemez. Serbest piyasa; adaletle, rekabetle ve denetimle anlam kazanır. Aksi halde serbest olan piyasa değil, fırsatçılık olur. Ve öner dolaşır bedelini yine tüketici öder.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.