Dolar 47,2174
Euro 53,9050
Altın 6.243,00
BİST 13.948,81
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Per 26°C
Cum 27°C
Cts 23°C
Paz 26°C

DOA’NIN BEDELİNİTÜKETİCİYE Mİ ÖDETİYORLAR?

DOA’NIN BEDELİNİTÜKETİCİYE Mİ ÖDETİYORLAR?
22 Temmuz 2026 10:53
73
A+
A-

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, çevreye duyarlı vatandaşlarımız arasında adeta bir heyecan oluşturdu. İade cihazlarının önünde oluşan kuyruklar, uygulamanın tüketici tarafından benimsendiğinin en önemli göstergelerinden biri oldu.

Elbette cihaz sayısının yetersizliği ve zaman zaman yaşanan teknik arızalar önemli sorunlar. Ancak bunların kısa sürede giderileceğine inanıyor, sürecin de yakından takipçisi olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Aslında mesele, yalnızca geri alınan 1 TL değil. Asıl mesele; bir plastik ya da cam şişenin toprağa, denize ve su kaynaklarına karışmasını önleyebilmek. Plastik atıkların doğada yüzlerce yıl bozulmadan kaldığı, cam şişelerin ise hem insanlar hem de doğal
yaşam için ciddi risk oluşturduğu artık herkesin bildiği bir gerçek. Özellikle yaz aylarında plajlarda, piknik ve mesire alanlarında karşılaştığımız manzaralar adeta bir doğa terörü görüntüsü vermekte. DOA uygulaması, kontrolsüzce çevreye bırakılan
plastik ve cam atıkların azaltılmasına önemli katkı sağlayacaktır.

Peki, üretici firmalar bu geri dönüşüm hareketinin neresinde?

Milyarlarca liralık ciroların döndüğü bu sektörde, doğaya verilen zararın telafisi için hukuki ve sosyal sorumluluk anlamında ne yapılıyor? Amaç yalnızca üretmek ve para kazanmak mı? Çevreye verilen tahribat konusunda hiçbir sorumluluk üstlenmeyecekler mi? Tam da bu soruların ışığında DOA uygulaması, üretici firmalar açısından geçmişte çevreye verdikleri zararın telafisi için önemli bir fırsattı. Ne var ki, görünen o ki birçok firma bu fırsatı değerlendirmek yerine farklı bir yolu tercih etti. Kâr odaklı yaklaşım, yine tüketicinin sırtına yüklenmeye çalışıldı.

Tüketici Birliği Federasyonu Market Endeksi, DOA uygulamasının hayata geçirilmesinden sonraki ilk 10 gün içinde su ve içecek ürünlerinde yapılan fiyat artışlarını tüm açıklığıyla ortaya koydu. Üstelik tespitlerin tamamı fotoğraflı ve belgeli.

Şimdi sıkı durun…

Carrefour’da satılan 6’lı Kızılay maden suyu, DOA öncesinde 59,50 TL iken, uygulamanın başlamasından henüz 10 gün geçmeden 69,50 TL’ye yükseldi. Bu, %16,81’lik bir zam anlamına geliyor.Yine Carrefour’da satılan 1,5 litrelik Erikli su, 42,50 TL’den 48,00 TL’ye çıkarıldı. Zam oranı % 12,94. FİLE Market’te Özkaynak 6’lı maden suyuna %10,92, ŞOK Market’te ise Güzelpınar suya % 5,65 oranında zam yapıldı.

Genel tabloya bakıldığında ise sadece 10 gün içinde; su ürünlerinde fiyat artışı %5,75, maden suyu ürünlerinde %3,00, gazlı içeceklerde ise %2,22 olarak gerçekleşti. Ortaya çıkan tablo, ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: DOA’nın maliyeti
tüketiciye mi yükleniyor? Anlaşılan o ki bazı firmalar, depozito sisteminin maliyetini zam olarak tüketicinin cebinden çıkarmayı tercih etmiş. Basına yansıyan haberlere göre Ticaret Bakanlığı bu fiyat artışlarını incelemeye aldı ve denetimler başlatıldı.

Buradan açıkça ifade ediyorum: Firmaların hangi tarihte, hangi ürüne, ne kadar zam yaptığına ilişkin veriler Tüketici Birliği Federasyonu Market Endeksi’nde mevcuttur. Üstelik tamamı belgeli, fotoğraflı ve kamuoyuna açıklanabilecek niteliktedir. Çok uzağa gitmeye gerek yok; gerçekler ortadadır. Eğer DOA uygulamasının bedelini tüketiciye ödetmeye kalkıyorsanız, yanlış yoldasınız. Çevreyi korumanın maliyetini tüketiciye yüklemek ne vicdana ne de ticaret ahlakına sığar.

Kesilecek cezalar belki canınızı yakar, belki de yakmaz. Ancak unutmayın; tüketicinin cebine uzanan her haksız el, er ya da geç hukukun ve kamu vicdanının karşısında hesap verir.

Çekin elinizi tüketicinin cebinden!


eetiket dergisini okumak için Tıklayın

Ömer Keser,
Tüketici hakları uzmanı ve insan hakları aktivistidir.
Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER) ile Bilinçli Tüketiciler Derneği’nin kurucu genel başkanlığını yapmıştır.
Uzun yıllar boyunca çok sayıda radyo ve televizyon programında tüketici hakları alanında çalışmalar yürütmüş; Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmış, TVNET ve AKİT TV’de tüketici haklarına ilişkin programlar hazırlayıp sunmuştur.
Hâlen Tüketici Birliği Federasyonu Yürütme Kurulu üyesidir.

bilgi(@)omerkeser.com.tr

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.